It was a morning like all the others
Other artworks you may be interested in seeing
It was a morning like all the others
Bir sabah, diger sabahlara benziyordu;
takvim dolu, haberler arka arkaya, insanlar
nereye kotuklarını bilmeden tela içinde.
O da herkes gibi bu gürültünün içinde
yaıyordu
ta ki bir gün içinden sakin ama güçlü bir ses
öyle fısıldayana kadar:
“Daha haf yaamalıyım.”
Kalabalıgın içinden uzaklatı.
Beyaz bir at gördü; üzerinde kelebek
kanadına benzeyen kanatlarıyla küçük bir
melek oturuyordu.
Kanatlar büyük degildi,
ama basit bir gerçegi hatırlatıyorlardı:
Huzur bulunmaz—
mücadeleden vazgeçtiginde gelir.
Yanlarında bir trompetçi yürüyordu.
Trompetin sesi yudum yudum huzur gibi
yayılıyor,
uyandırmak için.
Her nota sanki yaamın agırlıgını biraz
azaltıyordu.
Balonlar gökyüzünde özgürce süzülüyordu,
zorunluluklardan ve yargılardan uzak,
sanki düünceler nihayet ögrendigi gibi
gerçeklikle kavga etmeyi bırakmılardı.
Arkadaki arabacı yavaça ilerliyordu—
acele etmeden, dünyayı geçme ihtiyacı
duymadan.
O da anlamıtı: gücün her zaman kazanmakla
degil,
bazen vazgeçmekle ortaya çıktıgını.
Bu yolculugun ortasında o,
felsefenin diyonesosçu olmak dedigi anlama
ulatı—
yaamın katı akılla degil,
hissetmekle, akmakla, nefesle ve anın
yumuak dansıyla yaandıgını.
Ne uçtular
ne büyük bir sıçrayı oldu,
sadece kalbi birkaç santim gökyüzüne
yaklatı.
Ve bu, yeterliydi.